1/24/2017

Delilik Nedir? Bir İnsan Neden Delirir?

Etrafımdaki çoğu insanın deli, manyak, kırık vb gibi bir sürü tanımlamayı kullandığı bir canlıyım. Elbette bu sadece benim başıma gelmiyor ama bazı durumlarda bunu söyleyenleri haklı çıkarttığım oldu ve olmaya da devam edecek. Peki delilik nedir? Bir insan neden delirir? Çünkü deli olmak kafamıza kakıldığı kadar kötü bir şey değil. Farklı olmak kötü bir şey değil. Çoğu canlı farkında olsun veya olmasın kendine has arızaları vardır ve hayatımda düşüncelerine en çok değer verdiğim insanlardan birinin dediği gibi, canlıları birbirine çeken de bu arızalarıdır.

Bu nedenle hayatımın çoğu evresinde özellikle de kendimle ilgili farkındalığım arttığından itibaren etrafımdakilerin beni tanımlamak için kullandığı ve yukarıda bahsettiğim kısıtlayıcı tanımlamaları hiç dikkate almadım. Bunların hepsi göreceli kavramlar ve bu tanımlamayı dile getiren kişi doğrultusunda değerlendirilmesi gerekiyor. Maalesef bu tanımlamaları kullanan çoğu kişiyi dediklerini kendilerine göre değerlendirecek kadar bile umursamıyorum. Bazıları haddini aşıp "Sen nasıl bir insansın?" gibi bir soru yönelttiğinde "Hiç bir zaman insan olduğumu iddia etmedim" diyerek uzaklaştığım zamanlar da olmadı değil.(evet hiç bir böyle bir iddiam olmadı)

Yaşamın kendisi başlı başına bir macera ve kıçıma yediğim şaplakla başlayan bu macera da aldığım kararlar karşımda çok daha farklı yollar açmaya başladı. Yeni açılan bu yollardan birinde yürümeyi tercih ettim ve yola çıkmadan önce o yolda yürüyecek bu deliyi anlatmak daha akıllıca(!) geldi.

Uzun yazılar okunurken çok daralttığı için bu tanıştırma kısmını parçalara bölerek servis edeceğim. İstediğiniz parçadan yemeye başlayabilirsiniz.

Kimdir bu deli?

Öncelikle sadece gaz ve toz bulutu varken... Pardon fazla geri sarmışım. Bizimkiler 6 sene boyunca beklemişler. Nerede kaldı bu çocuk, neden gelmiyor, doktora mı gitsek, neyse olmayacak galiba gibi bir 6 yıl sonrasında pörtleyivermişim. E haliyle 6 sene sonra gelen bir çocuk o kadar fazla ilgi toplamış ki baya bi şımarmışım. Sonra bu olmadı galiba bir daha mı denesek derken bir de kardeş gelmiş ardımdan. Bunlar hemen hemen her canlının başına gelen standart mevzular elbette.

Gel zaman git zaman ilkokul dönemi gelmiş. O döneme dair çok fazla bir şey hatırlamasam da nedense etrafımdaki diğer canlılardan daha farklı olduğumu düşünüyordum. Evet! bokumda boncuk vardı! Ben farklı olduğumu düşündükçe aynı olduğumu gösteren şeyler çıktı karşıma ama kafa basmıyordu tabi. Sonra bir gün evde temizlik varken ve ben evdeyken bir daralma geldi. Sıkıldım sıkıldım sıkıldım ve garip bir şekilde bir yürüyüşe çıktım. Daha ilkokul 2'ye gidiyordum. Bostancı'dan taa Maltepe Migros'a kadar saatlerce yürümüşüm. Bir sürü değişik tip, sokak, bina vs bilmediğim bir dünya vardı dışarıda ve bunu birinci elden görüp izliyordum. Bu olaydan 2 ay sonra aynı boku bir kez daha yiyerek bu seferde E-5'in ortasında Carrefour'un inşaatını izledim.

Evet bizimkiler kafayı yediler ama dediğim gibi o dönemde ne bok yediğimi bile bilmediğimden bu kararların hem benim hem de çevremdekilerin başıma neler getirebileceğini de bilmiyordum. O yüzden bu olayı hiç bir zaman keyifle  veya eğlenerek anlatmadım. 6 yıl bekledikleri çocuk 2 kere evden kaçınca elbette 3. kez olmaması için bazı önlemler almak zorunda kalıyor insan. Ben bu dönemde Amiga 500 ile tanıştım ve lise 1'e kadar da başından pek kalkmadım. Sonrasında da kalktığım pek söylenemez gerçi ama arada farklı şeyler de yapmaya başladım. Bunu da bir sonraki yazımda anlatacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder